Mahkeme daha önce, hücresel materyalin alınması ve saklanması ile hücresel numunelerden çıkarılan DNA profillerinin belirlenmesi ve saklanmasının, Sözleşme’nin 8. maddesinin 1. fıkrası anlamında özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil ettiğine hükmetmiştir. Bu tür bir müdahale, Sözleşme’nin 8. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “yasa uyarınca”, burada sayılan meşru amaçlardan birini veya birkaçını gerçekleştirmek amacıyla ve ilgili amaç veya amaçlara ulaşmak için “demokratik bir toplumda gerekli” olduğu gerekçesiyle haklı gösterilemediği sürece, Sözleşme’nin 8. maddesini ihlal eder. Madde 8’in temel amacı, bireyi kamu otoritelerinin keyfi eylemlerine karşı korumak olmakla birlikte, özel veya aile hayatına etkin bir şekilde “saygı” gösterilmesine ilişkin pozitif yükümlülükler de bulunabilir. Bu pozitif yükümlülükler, bireyler arasındaki ilişkiler alanında bile özel hayata saygıyı güvence altına almaya yönelik tedbirlerin alınmasını içerebilir. Ayrıca, özel hayata saygı, herkesin bireysel insan olarak kimliğinin ayrıntılarını tespit edebilmesini gerektirir ve bir bireyin bu tür bilgilere erişim hakkı, kişiliğinin oluşumu üzerindeki etkileri nedeniyle önemlidir. Bu, kişinin ebeveynlerinin kimliği gibi kişisel kimliğinin önemli yönlerine ilişkin gerçeği ortaya çıkarmak için gerekli bilgilerin elde edilmesini de içerir.
Mevcut davanın koşullarına gelince, Mahkeme, DNA testine tabi olma emrinin ve başvuranın itirazlarına rağmen testin fiilen yapılmasının, başvuranın özel hayatına müdahale teşkil ettiğini düşünmektedir. Mahkeme, yerleşik içtihadına göre, “hukuka uygun” ifadesinin, itiraz edilen tedbirin iç hukukta bir dayanağı olmasını gerektirdiğini yinelemekte ve ayrıca söz konusu yasanın niteliğine atıfta bulunarak, yasanın ilgili kişi tarafından erişilebilir ve etkilerinin öngörülebilir olmasını şart koşmaktadır. Söz konusu müdahalenin “meşru bir amaç” peşinde olduğunu – yani başkalarının, bu davada X’in hak ve özgürlüklerinin korunması – değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu davada belirttiği gibi, Mahkeme içtihadına göre, özel hayata saygı, herkesin bir birey olarak kimliğinin ayrıntılarını tespit edebilmesini ve bir bireyin bu tür bilgilere erişim hakkı, kişiliğinin oluşumuna yönelik etkileri nedeniyle önemlidir. Bu, kişinin ebeveynlerinin kimliği gibi kişisel kimliğinin önemli yönlerine ilişkin gerçeği ortaya çıkarmak için gerekli bilgilerin elde edilmesini de içerir. Dolayısıyla, bu tür testleri öngörerek, Devlet, X’e karşı olan pozitif yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışıyordu. Sonuç olarak, Mahkeme, mevcut davada, iç mahkemelerin, söz konusu menfaatler arasında gerekli dengelemeyi yaptıktan sonra, başvuranın kendi seçtiği avukat aracılığıyla katıldığı ve savunma haklarının karşı tarafın haklarıyla eşit düzeyde saygı gördüğü yargı sürecinde, başvuranın DNA testine tabi tutulmasını emrederek, X’in babalık tespitini yaptırma menfaati ile başvuranın DNA testine tabi tutulmama menfaati arasında adil bir denge kurduklarına karar vermiştir. Dolayısıyla, 8. madde ihlali söz konusu değildir.
KARARIN TAM METNİ İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ
TÜRKÇE Çev. AI
