- YASAL DÜZENLEMELER YÖNÜNDEN
Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse verilen hükümdeki hukuka aykırılık belirtilmeli ve lehe hükümler uygulanmalı.
- SUÇUN HUKUKİ NİTELİĞİ – MADDİ VE MANEVİ UNSURU YÖNÜNDEN
Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olmalı ve dayanak olarak gösterilen kanun maddeleri doğru olmalı.
Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
5271 sayılı Kanun’un 226. maddesinde yargılama sürecinde suçun niteliğinde değişiklik olması durumunda yapılması gereken işlemler düzenlenmiştir. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında sanığın, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu fıkrayla sanığa suçun hukuki niteliğinin değiştiğinin önceden haber verilmesi ve bu çerçevede sanığın savunmasının alınması bir zorunluluk olarak öngörülmüştür.
- İLLİYET BAĞI VE FAİLLİK
Vakıaların tartışılarak oluşun kabulünde, mahkumiyete esas alınan delillerin kovuşturmada ikamesinin sağlanarak tartıştırılmasında ve bu delillerin mahkumiyet için yeterli görülmesinde, tartışılan deliller ile sabit görülen suçlar arasında illiyet bağının bulunduğunun kabulünde ve böylece atılı suçların sübuta erdiğinin kabulünde ve oluşturulan vicdani kanaatte hukuka aykırılığa rastlanmadığının değerlendirilmesi.
Mahkumiyet hükümleri kurulmasını hukuken haklı ve zorunlu kılan iş bu suçların maddi ve manevi unsurlarının bulunduğunun tespit olunduğu, keza ilk derece mahkemesince tespit olunan ve mahkumiyet hükümleri tecziye olunan eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin belirlendiği, iş bu tespitlerin soruşturma evresinde ve kovuşturma evresinde yasaya uygun toplanan ve duruşmada tartışılan delillere dayandırıldığı, zikrolunan delillerin ilk derece mahkemesinde kovuşturma evresinde iddianın ve savunmanın tartışmasına açılıp muhakemenin özünü teşkil eden tartışmanın sağlandığı ve bu durumun duruşma tutanaklarında istinaf denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz yansıtıldığı, böylece ilk derece mahkemesince mahkumiyet yönünde hükümler oluşturulduğu, oluşturulan mahkumiyet yönündeki vicdani kanaatlerin kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkumiyet hükümlerinin gerekçesinde mahkumiyete esas alınan delillerin gösterildiği ve keza gerekçede iş bu delillerin özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, bu itibarla kurulan mahkumiyet hükümlerinde suçların sübutu açısından yasal ve vicdani bir isabetsizlik olmadığının değerlendirilmesi.
- SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ YÖNÜNDEN ( Teşebbüs – İştirak – İçtima )
İlk derece mahkemesince eylemin teşebbüs aşamasında kalmadığına ilişkin değerlendirmesi, suça ilişkin eylemlerinin tamamlandığının kesin şekilde sabit olmamasına karşın, haklarına TCK’nın 35. Maddesinin en az oranda indirim yapılmak suretiyle uygulanıp ugulanmamasının değerlendirilmesi.
Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
- TEKERRÜR – ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİ
Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.
Müteselsil suç” yerine zincirleme suç kavramı benimsenmiştir. Zincirleme suç durumunda aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak, bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmektedirler, yani, bu suçlar arasında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil, bir ceza verilmekte ve fakat cezanın miktarı artırılmaktadır. Ancak, bu durumda cezanın artırım oranları Tasarıya göre yükseltilmiştir.
Bir suçun aynı suç işleme kararı kapsamında olsa da değişik kişilere karşı birden fazla işlenmesi halinde, zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Buna göre, örneğin, bir otoparkta bulunan otomobillerin camları kırılarak radyo teyplerin çalınması durumunda, her bir kişiye ait otomobildeki hırsızlık, bağımsız bir suç olma özelliğini korur ve olayda cezaların içtimaı hükümleri uygulanır.
- DELİLLERİN İRDELENMESİ VE İNCELENMESİ YÖNÜNDEN
İlk derece mahkemesinin kararında; usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olup olmadığı bakımından somut olaya göre değerlendirilmeli, ceza hukukunun amacı niteliğini taşıyan maddi gerçeğin araştırılması ve ortaya çıkarılması yönünden değerlendirilmelidir.
- CEZA TÜRÜ VE MİKTARI YÖNÜNDEN
Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise, Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise hukuka aykırılık sebepleri gerekçesi ile belirtilmelidir.
TCK.nın 61/1. maddesinde belirtilen suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanıkların kastlarına dayalı kusurlarının ağırlığı ve sanıkların güttüğü amaç ve saik gözetilerek sanıklar haklarında atılı suçtan temel cezanın makas aralığında alt sınırdan ayrılarak teşdiden kurulmuş olmasına ve alt sınırdan ayrılma oranının tespit edilen eylemleri karşılar nitelikte görülmesine dikkat edilmesi.
Sanıkların eylemlerinin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine mümas olduğu, temel cezaların suçların alt ve üst sınırları gözetilerek makas aralığında kurulduğu, bu yönde takdir hakkının kullanılmasında yasal ve vicdani bir isabetsizliğin olmadığı, cezalarda artırım ve indirim nedenlerinin ve cezaların şahsileştirilmesine ilişkin sebeplerin takdirinin doğru olarak yapıldığı, cezaların yasal bağlamda uygulanması nedeniyle de bu yönden de hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı saptanmalı.
- TAKDİRİ İNDİRİM NEDENLERİ YÖNÜNDEN
TCK m.62 hükmü uyarınca, takdiri indirim nedenleri sayılı olarak gösterilmiş ve sayılan nedeler dışında kalan bir sebepten dolayı hükmün uygulanmasının önüne geçilmiştir.
Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.
Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir. Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz.
Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.
- HARÇLAR VE VEKALET ÜCRETİ YÖNÜNDEN
Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa gerekçesi ve somut olay ile ilişkilendirilmelidir.
Av. ŞEYMA KUTLUTAN
